Rifat Sait
24.Dönem İzmir milletvekili
BASAM (Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı Mail: rifat.sait@balkangunlugu.com  Twitter:  @saitrifat  Facebook: www.facebook.com/rifat.sait instagram: rifat.sait
 
Yazımızın başında öncelikle şu tespiti yapmamız gerekiyor. Metal ya da başka bir yorgunluk için hareket yani çalışmak gerekir. Çalışan insan yorulur. Tembelden yorgunluk çıkmaz. Bu yüzden CHP’lilerin metal yorgunluğunu üstlerine alınmamalarını normal buluyorum. Zaten muhatap CHP değildir. AK Partiyi konuşuyor olmamız siyasi tarafgirlik ya da AK Parti militanlığı yapmak değildir. Konumuz AK Parti de değildir. Esas itibariyle Dünya Müslümanlarının en önemli hamisi ve şansı olan Türkiye Cumhuriyetini yöneten siyasi parti olma hasebiyle AK Partiyi konuşuyoruz. Bu yüzden AK Partinin ve AK Partilinin metal yorgunluğunu konuşuyoruz. Bu büyük mesuliyeti alanların metal yorgunu olma lüksleri olamaz. Diğer yandan da AK Partili bazı dostların, Metal Yorgunluğunu bir veba gibi görmemesi gerekir. Yorgunluk normal bir insani özelliktir. Dinlenirsin geçer. Zira AK Partide “Durmak yok yola devam ilkesi” genel kabul görmüş bir ilkedir. İnsan yorulur ve durabilir ama dava, hizmet veya bunların yarışı durmaz. Bu yüzden yorulan insan dillendirilebilir ama AK Partinin yorulma ve durma lüksü olamaz diyoruz. Yorulanlar iner, dinç olanlar biner, AK Parti yoluna devam eder. Zira burada esas olan siyaset ve menfaatler değil hizmetler ve sorumluluklardır.


“Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik”


Aslında Metal yorgunluğu ayıplanacak bir şey de değildir. Asıl ayıp ve yanlış olan, sözüm meclisten dışarı birilerinin davayı ve bugünkü mevkilere nerden geldiklerini unutmaları, ahde vefasızlık, hainlik, tembellik yapmaları,  güç sarhoşu olmalarıdır. Bir kere her şeyden önce Metal yorgunluğunu bu hastalıklardan ayırmamız gerekiyor. Bazı arkadaşlarımız AK Partinin gerçek dinamosu olan Recep Tayyip Erdoğan faktörünü unutup, ‘ben neymişim be edasına ‘ bürünürse bu metal yorgunluğu değil metil alkol sarhoşluğu gibidir. Dedik ya Sözümüz meclisten dışarı. Ama pay almak isteyen varsa doğrusu engellemeyiz. Birileri de şunu asla unutmayacaklar. Siyasette veya bürokraside bulundukları yerlere geldiler mi getirildiler mi? Kimse geçmişini unutmayacak. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız: “Biz efendi olmaya değil, milletimize hizmetkâr olmaya geldik” diyecek kadar mütevazı bir dava adamı oluyorsa, bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, il başkanları, meclis üyeleri, valiler, Milli eğitim müdürler, Genel müdürler, Daire başkanları da böyle olabilmelidirler. Bunu yaparken en önemli özellik ise samimi olmaktır. Metal yorgunluğu göstermelik ve taklit ile doğar, samimiyet ise asla yorulmayan bir güçtür.


15 Temmuz gazisinin Metal yorgunluğu için önerisi


Geçenlerde İstanbul’da 15 Temmuz gazisi bir kardeşimizi ziyaret ettim. Kendisiyle ilginç bir sohbet ettik. Bu kardeşimiz, AK Parti’nin İstanbul’daki bir ilçenin mahalle temsilcisi. Bu arkadaş eline cep telefonunu almış, her gün sokağa çıkıyor ve ilçesinde gördüğü yanlışlıkların fotoğraflarını çekiyor. Bu resimleri ilçe yönetimine veriyor ve çözüm için istişarelerde bulunuyor. Bu ilçenin Belediyesinin bir müdürü kendisini ofisine davet ediyor. Adeta fırça çeker gibi “Biz bunları biliyoruz, bu fotoğrafları neden çekiyorsun?” diye soruyor. Bu kardeşimiz de “Biliyorsunuz da neden çözüm getirmiyorsunuz” diye soruyor kendisine? Hatta maalesef birileri de bu kardeşimizi engellemeye çalışmışlar ama gazi olduğu için geri çekilmek zorunda kalmışlar. Bu gazimiz bana ilginç bir öneride bulundu: “Sayın Cumhurbaşkanımız Allah razı olsun çok güzel şeyler yapıyor ama bu güzel şeylerin gerçekleşmesi ve devam etmesi için;  il, ilçe, mahallelerde AK Partinin gizli denetim elemanları olmalı, yukarıya bunlar raporlanmalı”  dedi. Gazimiz ısrarla, “Denetim şart, Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında farklı davrananlar var, bunlar söz cambazı çok güzel konuşabiliyorlar ve kendilerine çok saygılı, inançlı ve çalışkan bir kişi izlenimi verdiriyorlar. Ama maalesef normal bir vatandaşın önünde de farklı oluyorlar. Bunlar takip edilip yukarıya raporlamalı, hangi konumda olurlarsa olsunlar metal yorgunu olanlar tespit edilmeli,  halka karşı ukala, şımarık, güç sarhoşu olanlar yerine samimi dava insanları getirilmeli, bu ancak denetimle olur “  dedi. Gazimizin bu önerisini sizlerle paylaşmak istedik.


Heterojen değil Homojen bir AK Parti


Metal yorgunluğuna karşı çok önemli husus ise heterojen değil homojen bir AK Parti oluşturmaktır. Ne demek istediğimizi iki güzel örnekle aşağıda anlatacağım. Ama önce şu hususu açıklamamız lazım. AK Parti bütün Türkiye’ye mal olmuş bütün Türkiye’nin partisidir. AK Parti tek bir gruptur. Bu grubun içinde ayrıca başka farklı gruplar olmaz. Biri daha fazla AK Partili veya imtiyazlı olamaz. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülke menfaatleri doğrultusunda bir dava şuurunda olan, çalışan, mücadele eden samimi AK Partili arkadaşlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyorum. Şimdi gelelim örneklerimize…
Hüseyin Besli ve Ömer Özbay’ın birlikte kaleme aldığı “Bir liderin doğuşu “ isimli kitapta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatı anlatılır. Bilmem okudunuz mu? Okumadıysanız mutlaka okuyunuz. Metal yorgunu olanlara da okutunuz. Kitapta Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Belediye başkan adayı olduğundaki şu hikâyesi ilginçtir: “…Recep Tayyip Erdoğan o sırada camiden çıkan cemaate selam verir ama selamını alamaz. Tayyip Bey, “Hacı amca, sana Allah’ın selamını verdik, yüzümüze bakmadın. Bir Aleykümselam desen günaha mı girersin?” diyerek hayıflanınca ihtiyar: “Ben ANAP’lıyım” dedi, “Size oy vermem!” Sonra, karşıdan adamın biri seslendi, bizi dükkânına davet etti. Dükkânı birahaneymiş. Başkan, “hay hay, memnuniyetle” dedi. Başkan konuştukça adamlar kendilerinden geçiyor. İki saatte zor çıktık meyhaneden. Kitabın yazarı Hüseyin Besli ilginç bir yorum yapar ve der ki; Yolda giderken, düşündüm de kendi kendime, “Ulan Tahsin” dedim bunca yıldır bu yerlerde dolaşmışız, boşuna uğraşmışız cami avlularında; baksana asıl maden buralarda!” 


Bir diğer örnek ise Ateş İlyas Başsoy’un “AKP neden kazanır, CHP nasıl kaybeder” isimli kitabından. Bu kitabı da okumanızı öneririm. İlginç tespitler var. Yazara göre AK Partinin %40-45 olan oy potansiyelinin temel çekirdeğini %8 ile Milli Görüş oluşturuyor. Geri kalan kısmı ise ülkedeki farklı gruplar. Hepsini desteği ve gayreti ile AK Parti iktidar oluyor. AK Parti içinde çok büyük mücadele veren gizli kahramanlar var. Kuşkusuz hepsinin bu başarıda payı var. Bunu unutmamak gerek. Hatta onlar karşılıksız çalışan dava adamları. Çalışıyor, gayret ediyor, dua ediyorlar. Sonra sessizce arka plana geçiyorlar. Bize düşen bunları bulup,  ahde vefa olmak. Diğer yandan bir de tabiri caizse AKP’liler var. Çok güzel konuşan laf cambazları. Mücadelenin bittiği yerde kaymağı yemeğe gelenler.


AK Partinin ileri gelenleri


Sanatçı Cem Yılmaz gösterisi için bir gün Giresun’a gider. Sahneye çıkmadan önce Cem Yılmaz’ı uyarırlar: “Aman Cem bey, sahnenin en önünde Giresun’un ileri gelenleri oturuyor, konuşmanızda dikkatli olun” Cem Yılmaz malzemeyi almıştır. Sahneye çıkar ve en önde oturanlara şöyle der “siz Giresun’un önde gelenlerisiniz, biliyorum, söylediler” sonra arkada oturanları göstererek “siz de geri kalanlarısınız galiba” diyerek ince bir mesaj verir. Partilerde de böyle ileri gelenler olabiliyor. Mesela AK Partiyi tek başına sahiplenip kimseyle paylaşmayanlar. Bu partiyi biz kurduk biz,  temeli biziz diyen heterojen gruplar var.  Sadece onların görüşü geçerli diğerleri önemli değil. Oysa AK Parti bütün Türkiye’nin partisi. Türkü, Kürdü, Arnavut’u, Alevi’si, Sünni’si, Süryani’si ile homojen bir parti.
Bakın size ilginç bir hikâye daha. Darbe girişimin olduğu 15 Temmuz gecesi, tevafukken İstanbul’daydık.  Reisin meydanlara çıkın emrine uyarak İstanbul’da Acıbadem Telekom’un olduğu yere gittik. O gece orada muhtarımızı şehit ettiler. (Allah rahmet eylesin. ) Ben o gece bizzat şahit oldum. Yanımızda sarhoş biri vardı, ayakta zor duruyordu. Bu adamın Reis için geldim diyerek tanklara karşı yürüdüğünü gördüm. Şimdi siz bu sarhoş kardeşimizi dışlayıp, onu o gece evinde korkaklar gibi bekleyenlerle kıyaslar mısınız lütfen. Ya da yukarda Bir liderin doğuşu isimli kitaptan alıntı yaptığım olayda reisin selamını almayan cami cemaatinden hacı amca ile bir birahanedeki insanları kıyaslar mısınız? AK Parti tüm Türkiye’ye mal olmuş homojen bir partidir. Heterojen düşünenler sadece AK Partiyi değil ülkeyi de bölmeye götürebilirler.  Rahmetli Üstat Necip Fazıl’ın o güzelim şiirlerinden birinde şöyle der: “Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” Allaha şükürler olsun ki reis var. Sayın Cumhurbaşkanımız bu yanlış taksime izin vermeyecektir. Türkiye için son derece önemli bir tarih olan 2019 Başkanlık seçimleri öncesi bir olmamız birlik içinde çok çalışmamız gerekecek. 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.