İslâm, karanlığı aydınlatmak için gelmiş olan bir dindir. İslâm’sız dünya, aydınlatılmayı bekleyen kapkaranlık dünyadır. İslâm, karanlık dünyaları iman ve ilim ile aydınlatan bir hayat nizamıdır. Karanlığın ormanında gözünüz olmuşsa iman güneşi. Sinek gibi görürsünüz dünyaya hükmetmeye kalkışan katil devletlerden dördü-beşi!

İslâm’dan alınmayan ve İslâm’a dayanmayan değerler, keyfî, küfri ve cebrî değerlerdir. Küfri değerler ve prensipler, serap gibidirler. Rabbimiz buyuruyor:“İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah, hesabı çabuk görendir.” (Nur Sûresi/ 39)

Tevhid, İslâm’ın dünya görüşüdür. İslâmi dünya görüşü, hayatı Rabbanî değerlerle yücelten, kapsamlı, disiplinli ve gerçekleştirilebilir bir bütündür. Bölünmeyi, parçalanmayı asla ve kat’a kabul etmez. Fıtri değerleri geçmişten günümüze taşıyarak geleceğe taşımak isteyenler, iman merkezli olmak mecburiyetindedirler. İmandan kopan ve kopartılan değerler, değersizleşmeye mahkûmdurlar.

Vahye bağlı ve bağımlı yaşamlar, İslâm cephesini abad, küfür cephesini ise berbat eden yaşamlardır. Yüreklere vahyi yağmuru yağınca hayat tarlasında sevgi tohumu patlar. Birbir çöpe atılır hayatın amacı haline gelsin diye kucaklarda taşınan putlar!

Karanlık bir dünyaya esir düşmüş Müslümanlar için bir mahreç, bir çıkış kapısı arandığında imanın gündeme gelmesinden hoşlanmayanlar, imanda sınıfta kalanlardır. İman sınavını geçmeyen bir kişi, bütün hayat sınavlarında sınıfta kalmış demektir. Umud bağlanmaz yalana, yalanın çelik kabuğuna. Çağ hasret kaldı imanın güneş yüzlü çocuğuna!

İmanın sözünü çağlara ulaştırmak için çığır açacak olanlara ihtiyaç var. İman çağrısı, çağları aşan bir çağrıdır. İmana çağıranlar, çağın gerisinde değil, ilerisinde olurlar. Arzusu Allah rızası olanın çağrısı hep imana olur. Sözlerin en kötüsüne sahip olanlar, Allah’a davet edenlerin dışında kalanlardır.

İnsanların “dünya perest” bir kişilik oluşumu içinde kendi nefislerine, ailelerine, birbirlerine, toplumlarına ve cihana karşı canavarlaştığı bir zamanda fıtratın sesini karanlıkta kalmışlara duyuracak bir çağrıya ihtiyaç vardır. Hiç şüphesiz bu çağrı iman çağrısıdır, Allah’a davet çağrısıdır. Allah’a iman penceresinden hayata bakmayanlar, her şeye karşı kör ve sağır olurlar. İmanın aydınlatmadığı her zulmettir!

Merkezinde iman olan bilgi, kendisini hayata geçirmeyenden intikam alır. İman canlıdır, cana can olmak ister. Kişi yaşadığı gibi inanmaya başladığı andan itibaren vazgeçer imana adanmış aşktan. Gözleri casus olur söz taşır yalancı ve yabancı bakıştan!

Hayatlarını keyfi, küfri ve cebri güçlerin emirlerine amade kılmayı caiz görenler, imanda tavizkârlık hastalığına yakalanmış olanlardır. İmanından taviz verenden her türlü kötülük beklenir. Kişi imanından taviz verince ideolojilerden kaptığı miktarınca topluma kötülük dökecek. Kötülerin içinde kötülük üzere ölecek!

Cahiliyyede kalan canilerden geri kalmaz. Kendi dinine, imanına kıyan başkasının canına da, malına da, onuruna da kıyar. Cahiliyye düzenini içselleştirmiş bir kişiden dine, imana sadakat beklenemez. Cahiliyyenin emrinde çalışan kişinin üstlendiği vazife; dini eğme, imanı bükme. Bin kelime kullanır, bini de kekeme!

Dinine, imanına sadakati olmayanın her şeyi sakat olur. Dinde, imanda sakat olandan sadakat beklenmez. Sadıklarla beraber bir sadakat dünyası kurulmak isteniyorsa, dinde, imanda mutlak manada sadak sahibi olunmalıdır. Esbab kapılarından geçmeden inayet kapılarına ulaşılmaz. Esbab kapıları kapanmadan inayet kapıları açılmaz!

Bu asırda hayatın bütün karanlık noktalarını iman güneşiyle aydınlatmaya itiraz edene deriz ki; ideolojilerin içine kaçınca kayboldu hakikati gören gözlerin. İnsanların hayatını zehirlemeye başladı dilinden dökülen zehirli sözlerin!

Genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde dâhili ve harici İslâm düşmanlarını sevindirmek isteyenlerin cümlesinin umudu harekete geçirdikleri şirk merkezli tekerlekte. Siyasette, ticarette, mülkiyede, askeriyede, idarede âcilen iman merkezli temizlik yapılmazsa, “Bu tekerlek kalır tümsekte!” 

Vakit, Müslümanların iman merkezli duruş ve direnişte birleşmeleridir. Hayatın bütün karelerini imanla aydınlatmak, karanlıkta kalan hayatları kurtarmak için Müslümanlar söz ve işbirliği yapmaya mecburdurlar. Müslümanlar olarak cihanda cihad şuurundan, tek ümmet duruşundan, uhuvvet hukukundan uzak durdukça hep kaybeden biz olacağız. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.