Öne Çıkanlar biraz art nükleer istihbarat arada manken

YSK suç duyurusu için ne bekliyor?

31 Mart akşamından beri tartıştığımız seçimlerde son noktayı koyacak olan Yüksek seçim Kurulu’nun Başkanı Sadi Güven, dün yaptığı son açıklamada, “Süreç devam ediyor, olağanüstü bir durum olursa açıklama yaparım” demiş..

Sürecin devam ettiğinin, hepimiz farkındayız..

Takvim olarak süreç devam ediyor..

İki günlük ilçe seçim kuruluna itirazlar.

İlçe seçim kurullarının karar vermeleri. 

Sonrasında bugünden itibaren il seçim kurullarına itirazlar..

Onların karar vermeleri..

Sonrasında Yüksek Seçim Kurulu’na itirazlar..

Onların karar vermeleri..

Bu kanunda yazılı bir süreç..

Peki..

Bu işleyiş içinde, yapılan yanlışlıklarla ilgili süreçler başlatıldı mı?

Mesela diyeceksiniz?

Mesela, onlarca sandıkta, AK Parti’nin sadece büyükşehir belediye başkanlığı seçimi için “0” oy (sıfır oy) almasına ilişkin sorumlular hakkında bir süreç başlatıldı mı?

“Yaptık, yanımıza kâr kaldı” mı denilecek..

Bu sahtekarlığın üstü örtülecek mi?

“200 bin oy çaldık.. Seçimin üzerinden 4 gün geçti.. Çaldığımız oylardan sadece 12 binini daha yeni yeni farkettiler.. Olsun, diğer çaldıklarımızla da kazanıyoruz zaten.. Bu da bize yeter..” diyenlerin sergiledikleri fırıldaklıklara, “basit hata” gözü ile mi bakılacak?

Nerede, hep de AK Parti’nin.

Hep de büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde..

Hep de, oyu sıfır gösterilerek yapılan sahtekarlık hakkında suç duyurusu?

Mağdur olan AK parti suç duyurusunu yapsın..

Oyları çalınan vatandaşlar yapsınlar..

Ama..

Sahtekarlık YSK’nın sisteminde olduğuna göre..

Teknik bilgilerin en ince ayrıntıları, YSK’nın kadrosunun elinde olduğuna göre..

Delillerin bir an önce kayıt altına alınarak, savcılıklara suç duyurusunda bulunulması gerekmez miydi?

Bugün beşinci gündeyiz..

Ne zaman yapılacak bu suç duyurusu?

500. günde mi?

Sistemi inceleyecek bilirkişilerin bile, “Bunun üzerinden çok uzun süre geçmiş.. Yapacağımız araştırma, iğne ile kuyu kazmaya benziyor.. İlk günlerde incelese idik, neticeye varırdık. Ama artık çok geç” demelerini mi bekliyoruz..

Kaldı ki..

Bugün o suç duyuruları yapılır..

Ardından da sorumlular ortaya çıkarılırsa..

Belki onların ifadeleri sayesinde.

Belki içlerinde itiraflarda bulunacaklar sayesinde..

Belki onların irtibatlı olduğu kişilerin tespiti sayesinde..

Daha başka ne fırıldaklıklara imza attıklarını da öğreneceğiz..

Seçimde daha başka hangi sahtekarlıkları yaptıklarını öğreneceğiz..

**

Karşı mahallenin gündeme oturtmak istediği son suni gündem konusu, “AK parti adaylarının kaybettiği kesinleşirse, yeni seçilenlere devir teslimler sorunsuz yapılır mı?” sorusu..

Bu yönde küçücük bir ihtimal varmış gibi..

Seçimi kazanacak olurlarsa, AK Partili başkanların, koltuğu seçilecek kişilere centilmence devir edeceklerin konusunda, ben diyeyim binde bir, siz deyin milyonda bir oranında, bir gevşeklik gösterileceği ihtimali varmış gibi algı oluşturuyorlar..

Kişi karşısındakini nasıl bilirmiş?

Kendi gibi..

Kendileri, 1994’de hem Ankara’da, hem İstanbul’da belediye başkanlıklarını Refah Partili isimler karşısında kaybettiklerinde..

Kızılca kıyamet kopartmışlardı..

Bakmayın siz Ekrem İmamoğlu’nun gösterdiği fotoğraflara..

Erbakan Hoca’nın, bir yanda Nurettin Sözen, bir yanda Tayyip Erdoğan’ın elini kaldırarak çekilen fotoğrafa..

Nurettin Sözen o tarihte, zaten belediye başkanlığına aday değildi..

Partisi onu aday göstermediği için, kendi arkadaşlarına kısmen de olsa kırgın idi..

Bu çerçevede, o fotoğraf karesine girmişti.. 

Ve o fotoğrafın hazırlayıcısı koltuğu devreden Nurettin Sözen.. Veya CHP (SHP) değil..

Erbakan Hoca idi.. Tayyip Erdoğan idi..

Sol taban ne mi yapıyordu, o tarihte?

Ben hatırlatayım..

Özellikle Ankara için..

İstanbul için de dahil olmak üzere..

“Belediyeleri teslim etmeyiz”den tutun..

“Kanımız pahasına da olsa, direneceğiz, teslim etmeyeceğiz”e kadar..

O tarihlerin, bugünkü sosyal medyasının basit teknolojik aleti olan fakslarla..

Her yere fakslar çekildiğini unutmadık..

Sokaklarda gösteriler yapıldığını unutmadık..

Rahmetli Erbakan hoca da, daha sonra Refah Partisi’nin kapatılma davasına gerekçe yapılacak olan “Kanlı mı olacak kansız mı?” açıklamasını, işte o solaklar için, onların gündeme soktukları bir tartışma olarak söylemişti..

“Millet kararını verdi.. Adil Düzeni seçti.. Ama birileri direniyor.. Tartışma çıkarıyor..” diyerek, bunun sonrasında, “Bakalım geçiş süreci kanlı mı olacak, kansız mı” demişti..

Kendi arzusu olarak değil.

Tam aksine, kendi arzusunun, barışçıl bir şekilde geçişin tamamlanması olduğunu..

Akma birilerinin, provokasyona imza attığını söylemişti..

1994’de o provokasyonlara imza atanlar..

“Kanımız pahasına, Ankara’yı Gökçek’e teslim etmeyeceğiz” diye binlerce işyerine faks çekenler..

Şimdi AK Parti teşkilatından..

Onlarca sahtekarlık bilgisine rağmen..

Yüzlerce somut delili olan oynamalara rağmen..

Seçim sonuçlarına itiraz bile etmeden..

Kendi adamlarının başkanlığını kabul etmesini istiyorlar..

Ne aceleniz var ki, beyler?

Şunun şurasında, İlçe Seçim Kurulu aşaması tamamlandı sayılır. İki-üç gün de İl Seçim Kurulu aşaması. Sonra YSK..

Dolayısı ile, öyle de karar verilse, böyle de karar verilse.. YSK’nın kararına, uyulacağını herkes söylüyor..

Bu vesile ile..

Aslında CHP de, YSK kararına uyacaklarını söyleseler, iyi olur..

Yarın, YSK farklı bir sonuç açıkladığında..

Bugün AK Parti’lilere yaptıkları suçlamalardaki “Gereksiz yere itiraz ediyorlar”isnatları, kendileri kesin karara karşı hayata geçirmesinler!..

Âdetleridir çünkü..

Adam döverken, “adam dövüyorlar” diye bağırırlar.. 

Oyları çalarken, “Oylar çalınıyor” derler..

Kendileri maraza çıkartırken.. Başkalarını maraza çıkartmakla suçlarlar..


Kaynak: Yeni Akit
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.