Öne Çıkanlar Katar Sputnik Akay Osmanlı Gökçek

Akşener'in partisi tutar mı?

Haber7.com /Mehmet Acet

Meral Akşener Partisini kurdu, yola çıktı. Akşener’in önceki gün partinin kuruluş programında yaptığı konuşmayı dinleme fırsatım olmadı ama internetten bulup baştan sona okudum.

Öncelikle şu temel yaklaşımın altını bir çizelim:
Yeni kurulan partilerin siyaset sahasında ses getirebilmeleri için işin üç olmazsa olmazı vardır.

1-Hangi kadrolarla yola çıkıyorsun?

2-Ülkenin bugünü ve geleceğine dair ne vadediyorsun?

3-Mevcut şartlar, iktidarın performansı, muhalefetin bıraktığı boşlukların derinliği, geniş kitleleri peşinden sürüklemeye müsait mi?

Toplama bakınca Akşener’in yaptığı konuşma, herkese ‘kart vizit dağıtma’ hedefiyle hazırlanmış olduğu intibaı uyandırıyor.

Bu ilk bakışta pırıltılı bir yaklaşım gibi gözükse de, parti kimliğinin fluluğu, genel seçmenin göz ardı edeceği bir şey değildir.

Bunu daha önce yapıp da siyasi partiler çöplüğünde yerini alan hareketlerin sayısı az değil.

20 sene önce bunu Cem Boyner denedi, olmadı. 2000’lerin başında Ecevit’in DSP’sinden kopanlar denedi olmadı. Türkiye Partisi diyerek yola koyulmak isteyen Abdüllatif Şener gibileri saymaya bile gerek yok.

Öbür taraftan ‘her yeni için’ avantaj olarak değerlendirilebilecek şöyle bir gerçek var:

Türkiye seçmeninin önemli bir bölümü sabit fikirli değil. Yeni olana kredi açma, heyecan üretene kulak verme, seçimden seçime kararını değiştirebilme gibi nitelikleri olan geniş bir kitle var.

Akşener hareketi bu kitlenin gönlüne girebilecek mi?

Kadro önemlidir.

Hikaye üretebilecek isimlerle yol açmaya mı çalışacaksın, yoksa eski siyaset artıklarıyla eski yollarda mı direksiyon sallayacaksın?

200 kişilik kurucular listesine baktığımız zaman, ismi bilinenlerin pırıltılı bir portföy sunmadığı aşikar.

Toplumda Özal sonrası ANAP’ını, Demirel DYP’sini, askeri vesayet düzeninin aparatı olmuş siyasi kişilikleri geri isteyen bir dalga mı var ki, bu alanlarda varlık göstermek dışında bir hikayesi olmayan kişiler İyi Parti’nin bünyesinde toplanmış diye sorulabilir.

Akşener’in 28 Şubat’tan kalan iyi bir hikayesi var, evet.

Çevik Bir ile o dönem çoğu erkeğin cesaret edemediği kavgaları oldu.

Önceki günkü konuşmasında asker-sivil ilişkileri bağlamında 28 Şubat’a yaptığı atıfları da yerinde buluyorum.

Bununla birlikte iki temel konuda ikna edici bir başlangıç yaptığını söylemek mümkün değil.

Mesela, Akşener 27 Mayıs darbesinden bir cümle ile söz ederken, partinin iki numaralı ismi görüntüsü veren, babası o darbenin aktif bir aktörü olan, kendisinin de 27 Mayıs darbesi ve düzenine karşı herhangi bir eleştirel tutumunu görmediğimiz Ümit Özdağ’ın içinden neler geçirdiğini merak ediyor insan.

Ya da Akşener kürsüde “FETÖ ihanet şebekesi, sadece 15 Temmuz değil, 2004 den itibaren bütün operasyonların ana aktörüdür”  derken dinleyiciler arasında ön koltukta oturan, 17 Mayıs 2017’de, yani darbe girişiminden 2 ay önce, “Bütün illerde cemaat mensuplarının onun mitinglerine organizasyon yapması, Meral hanımın üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Destek olduğu kesindir” açıklamalarını yapan Koray Aydın o sırada neler düşünüyordu?

Akşener’in FETÖ bağlamında kullandığı tek cümle bu oldu.

Bu cümlenin önemini yabana atmadan, yeterliliğini sorgulamak 15 Temmuz acılarını yaşayan herkesin hakkı olsa gerek.

Meral Hanım’ın 2015 seçimleri öncesinden başlayarak 2016 15 Temmuz’una kadar giden süreçte kendisine aktif destek sağlayan, tarla buluşmasına adam taşıyan FETÖ’cülerle ilgili esaslı özeleştiriler yapmadan siyaset sahnesinde ilerlemesi kolay değil.

Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.